Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: “Çok koşan değil, çok yürüyen kazanacak. Egzersiz yaşamın içinde doğal haliyle yer alacak”
Yaşam süresinin uzaması ve dünya nüfusunun hızla yaşlanması, salgın hastalıklarla mücadelede sağlanan başarı, genomik ve moleküler tıptaki önemli keşifler her geçen gün tıbbın insana bakış açısını da değiştiriyor. Doğru beslen, iyi uyu, stresle mücadele et, aktif ol felsefesiyle kurduğu ‘Yaşasın Hayat’ klinikleriyle bir ilke imza atan Prof.Müftüoğlu, şimdi aynı konsepti, Medical Park Hastaneler Grubu ile yaptığı ortaklıkla gerçekleştirecek. İstanbul’da Ulus ve Acarkent’te yeni hastaneler açacak olan Medical Park, Prof. Dr. Müftüoğlu’yla beraber ‘Yaşasın Hayat’kliniklerini, bu yeni konseptte kuracağı hastanelerin içine taşıdı.
Prof. Müftüoğlu, gelecek 10 yılda ön plana çıkacak, 10 yeni sağlık trendini Radikal’e anlattı. Prof. Müftüoğlu’na göre gelecekte, hastalıkları tahmin eden, öngören tıp ve kişiye özel DNA analiziyle tedavi büyük önem kazanacak. Egzersiz ise tıpkı hayatın kendisi gibi en doğal haliyle günlük yaşamın içinde yer alacak.
Müftüoğlu,”Araştırmalar her gün 5 bin ya da 7 bin 500 adımlık bir yürüyüşün yeterli olduğunu gösteriyor. Eğer koşan kişiler uzun yaşasaydı en çok futbolcular uzun ömürlü olurdu. Dağdaki çoban, balıkçı ya da bahçıvanın egzersiz yapma gereksinimi yok” diyor.
Öngören, hastalıkları tahmin eden, ‘prediktif’ tıp ön plana çıkacak
Uzun yaşam alzheimer, parkinson, diyabet, obezite, hipertansiyon, kalp krizi, felç ve kansere yakalanma riskini artırıyor. Hastalıklara genetik olarak yatkınlık olsa bile erken dönemde önlem almak ve mücadele etmek için, öngören, tahmin eden tıp ön planda olacak. Hastalıklar filizlendikleri zaman değil, daha tohum halindeyken gerekli tedbirler alınacak.
Kişiye özel sağlık hizmetleri önem kazanacak
Kişinin genetik mirasının, çevresel faktörle etkileşmesi sonucu ortaya çıkan hastalıkları belirleyen, teşhis eden ve çözen tıbbı yaklaşım önem kazanacak. DNA testleri ve araştırmalar sayesinde, hastanın kullanacağı ilaçlar bile standart miktarda değil, kişiye özel olarak belirlenebilecek.
Tıp insan bedeninde olduğu kadar, insan ruhuyla ilgili çözümler üzerinde de uzmanlaşacak
Gelecekte ruh ve bedeni bir bütün olarak ele alacak olan tıp, stres, depresyon ve ruhsal sorunlarla ilgili çözümleri, tıpkı obezite, diyabet ve yüksek tansiyonla mücadelede olduğu gibi büyük toplumsal kampanyalar düzenleyerek mücadele edecek.
Fiziksel aktivitenin önemi ve şimdiye dek egzersizle ilgili yanlışlarımız ön plana çıkacak
Vücutta depolanan yağ ve fazla kilonun birçok kronik hastalığa neden olduğu artık kesin. Gelecekte egzersiz noksanlığıyla mücadele ön plana çıkacak. Egzersiz her gün 3 saat abartılarak yapılıyorsa, vücuda yarardan çok zarar veriyor. İnsanlık tarihinin hiç bir döneminde, aralıksız yoğun olarak yapılan koşma aktivitesine rastlanmıyor. Ancak tavuk kovalama, eşek ya da attan kaçmak için eski insanlar koşmayı tercih ederlerdi. Araştırmalar bir insanın her gün 5 bin ya da 7500 adımlık bir yürüyüş içeren egzersiz yapmasının yeterli olduğunu gösteriyor. Eğer koşan kişiler uzun yaşasaydı en çok futbolcular uzun ömürlü olurdu. Egzersiz önümüzdeki dönemde, tıpkı hayatın kendisi gibi en doğal haliyle günlük yaşam içinde yer alacak.
Uyku kalitesi ve uykuya verilen önem artacak
Yapılan araştırmalar kaliteli uykunun sağlık için çok büyük önem taşıdığını gösteriyor. Ne kadar, ne şekilde uyunduğu, uykunun uygun fiziki ve ruhi şartlarda gerçekleştirilmesi büyük önem kazanacak. Kaliteli uyku, kaliteli bir yemekle eşdeğer olarak görünecek. Tüm kültürlerde yer alan uyku ritüelleri önem kazanarak yeniden keşfedilecek. Kişiyi rahatlatan, huzurlu ve dingin bir uykuya geçmesini sağlayan ninniler, yeniden önem kazanacak.
Beynin bilinenin ötesindeki sınırları keşfedilecek
Modern çağın veri bombardımanına maruz kalan beynimizin, yüksek teknoloji ve hızlı iletişim çağının dayattığı bilgi kirlenmesi ile çöplüğe dönmesi gelecekte çok tartışılacak. İnsan her geçen gün bir bilgi çöplüğüne dönüşüyor. Yapılan araştırmalara göre, 20.yüzyıl başında bir insanın ömrü boyunca aldığı bilgiyi, günümüz modern insanı The New York Times’in yalnızca pazar ekini okuyarak ediniyor.
Beslenme ve sağlık ilişkisi kişinin DNA’sına özel bir hale gelecek. Besin endüstrisi, ilaç endüstrisi kadar ciddi kontrol edilen bir endüstri olacak
Önümüzdeki 10 yıl içinde besin – sağlık ilişkisiyle ilgili daha fazla bilgiye ulaşılacak. İşlem görmüş gıdaların bedeni kimyasal bir çöplük haline getirdiği fark edilecek. Beslenme doğal, basit ve rafine bir hale gelecek. Besin endüstrisi, ilaç endüstrisi kadar ciddi bir şekilde kontrol edilen bir endüstri olacak. Beslenme ve sağlık ilişkisi kişinin DNA’sına özel bir hale gelecek.
Alzheimer, parkinson, kalp ve damar hastalıkları, şeker ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklarla mücadele ve tedavi yöntemleri gelişecek
Toplum giderek yaşlandığı için parkinson, alzheimer, ortopedik operasyonlar, baypas cerrahisi ve stent uygulamaları artacak. Kronik hastalıkların tehşis, etkin tedavisinde yeni yöntem ve teknolojiler gelişecek.
Dünyanın kanserojen bir çöplük haline gelmesi sebebiyle, kanser gelecekte gündemi belirleyecek
İçtiğimiz su, sürdüğümüz kozmetik, yediğimiz besinler, kullandığımız kimyasal içerikli ev ve kişisel hijyen sağlayan temizlik maddeleri mercek altına alınarak çok ciddi tedbirlerle üretilecek.
Modern ile geleneksel tıp birbirini tamamlayacak, hastaya bütünsel yaklaşımlarla uygulanan tedaviler çare olacak
Günümüzde ayrıştırılan ve alt branşlara bölünen tıp bilimi, çoğunlukla hastalığın tehşis ve tedavisinde ayrıntılara saplanılarak geneli gözden kaçırmayı beraberinde getiriyor. Gereksiz onlarca test, alınan ilaçlar zaman zaman hastalığın tedavisi konusunda başarısız sonuçları beraberinde getiriyor. Gelecekte, beden ve ruhu bir bütün olarak algılayan, modern tıpla, geleneksel tıbbı birleştiren ve bir bütün olarak bakan yaklaşımlar tercih edilecek.
Kaynak : RADİKAL

